“Gün doğumunun harikalandığı ve ayın güzelliğini hayranlıkla izlerken,ruhum Yaratan’a şükran duygularıyla dolup taşar.” Mahatma Gandhi “Dünya bir tiyatrodur, bizlerse oyuncular” demişti Shekespeare.Her birimizin de rolleri farklı farklı.Demirci, demirin tavındadır gün boyu,ya demiri şekillendirme gayreti içinde ya da rızık arayışında nefsini terbiye etmekte.Zor bir zanaat değil mi ateşin kavuruculuğunda başında olmak o ocağın?Gün boyu, günlerce,haftalarca,aylarca, hattâ belki hiç değiştiremeyeceği ve kabullendiği bu meslek bir ömür boyu onun işidir.Hayat bir tiyatro ise ve bu rolü de o üstlenmişse gerçekten her birimizin rolleri üzerinde düşünmeden edemiyorum,birileri dünyada daha ağır rolleri taşımak durumunda kalabiliyor diye. Kimi bir fırçanın hareketiyle ufak ufak dokunuşlarla tasasında düşmüşken hayatı resmetmenin, kimimiz de sözcüklere sığınarak hayatı dile getirmeye çalışıyor yaşanmışlık düşleriyle…Bir heykeltıraşçının ya da bir seramikçinin işinde gösterdiği titizlik kadardır onun da titizliği ya da demircinin harareti kadar sıcak, ateşin başında pişmek gibi. Kabullenmişliktir hayat, ve “Hayatta en önemli şey kabullenmektir.”Kabul etmediğiniz ya da benimsemediğimiz çok şey olabiliyor ve de rollerimiz karşısında olmadık roller üstlenebiliyoruz.Hangimiz rolünü çok iyi oynuyor?
-özgün-
|


